Sevgili Pina,

Eskiden ne güzel kartpostallar atardık birbirimize. En son Doha’dan attığını hala buzdolabında saklıyorum. Dipfrizde, deeermişim. Bir yerlerde bir hata yaptık ama nerede? Ciddi ciddi sorguluyorum bunu. Hayat döngüsel, eyvallah da, eskiden daha çok gezer, dışarıda yer içerdik, yine de ayın sonu gelirdi. Senede bir kez yurtdışına giderdik, bir kez de güneye inerdik. Son iki yıldır iş dışında bir yere gittiğim yok benim; ay sonu gelmeden babamın kapısını aşındırıyorum üstelik. Birisi gelsin ve cebimdeki deliği bulsun lütfen! Senin de tek göz odada yaşadığını göz önünde bulundurursak, ya dolar zengini oldun, çaktırmıyorsun, ya da aynı delikten sende de var. Ne yapsak da çevirsek feleğin çemberini? Var mı bir önerin? Bence eskiye dönelim, anılara. Kazıyarak çıkartalım beraber geçirdiğimiz tatilleri. Tozunu alalım. Yeniden yaşamış gibi oluruz hem, tekrar aynı yerlere gitmeden. Yol parası vermeden Fethiye’de gittiğimiz o yazı hatırla mesela. Dönüşte Bandırma’dan feribota binebilmek için az dil dökmemiştik. Tip kayık, saç baş perişan. Ama İspanya tatilindeki kadar olamazdı herhalde. Trende tanıştığımız tiplerden Fransız olanı saçlarımıza rasta yapmayı teklif etmişti. Ben itiraz etmiştim ama sen bir saat adamın kucağında saçlarını düğümlemesini beklemiştin. Ne komikti halin! Gördüğüm en güzel rasta olmuştu gerçi; iki ay su yüzü görmeyince katır kuturduyordu, dönüşte kazıtmak zorunda kalmıştın kafayı. Sonra bir de Hollanda tatili var hatırlamadığımız. Talih ve tesadüflerin 71 fragmanı. Teoman’ın eski sevgilisini çekiştirirken kızın karşı bankta oturuyor olması mesela. Dönüşte cebinde bir dal unutmuştun da ganimet bulmuş kadar sevinmiştik Urla’ya dönüşte. O yaz da gece yıldızlar, sabah arılarla geçmişti. Ne sıcaktı! Donla geziyorduk sahilde. Hep sahildeydik zaten. Birkaç sene sonra “bir yerlere geleceğiz” diye gaza gelip kendimizi 7/24 çalışmaya verdik. Sanırım ipler orada koptu. 7/24 anahtarları evde unutunca sığındığımız yerdi eskiden. Ofislerde sabahlayınca sokakları özler olduk. Senin bir ara aklın başına geldi aslında. Kitap yazacağım bahanesiyle işi bıraktın, millet de yedi. Bir müddet orada burada dolandın. İşte o aralarda çok kıskandım seni. Her şeye eyvallah da, Mikronezya’ya gitmeyecektin. Dünyanın yarısı turundan gelen kartpostallarla apartmanda popüler oldum. “O mu?” diye fısıldayanlar mı dersin, “sizi çok merak ediyorum” diye kapımı çalanlar mı dersin. Ekmeğini yemedim değil ama yine de uyuz oldum sana bir miktar. Sonra sen de geri döndün İstanbul’a, eski hayata. Gözlerinin feri gitti, 7/24 temposuna hızla adapte olsun tekrardan. Gitme zamanı geldi mi, tası tarağı toplayabilmeni seviyorum da Pina – Emirates’den başka bir yer bulursan kendine, beni de al! Şöyle dalış yapacağımız, derinlere dalacağımız bir ada olsun yarı tropik iklimlerde. Elli yıllığına kiralayalım; parasını denkleştirmek için de evlenelim bence. Sen değerlendir bu teklifimi!

 

 

Advertisements